MEMLEKETİN BİRİNDE

MEMLEKETİN BİRİ

Yedi deryanın ötesinde, haritada yerini ancak kâşiflerin, mantığını ise ancak delilerin kavrayabileceği “Absürdiya” adında bir harikalar diyarı varmış.

Absürdiyalılar buharlı makineyi bulmuş, atomu parçalamış, Mars’a araç indirmiş, hatta kuantum bilgisayara yapay zekâyla şiirli lahmacun siparişi bile verdirmiş ama bu güzide memleket, sandıktan çıkan oylarla e-Devlet onaylı günahsızlık sertifikası dağıtma teknolojisinden bir adım öteye geçememiş.

Absürdiya’nın siyaset arenası bildiğiniz gibi değildir. Bizim anladığımız manada enflasyonu düşürmek, köprü yapmak, domates fiyatını indirmek gibi fani işlerle uğraşılmaz orada. Orada siyaset, doğrudan doğruya “İlahi İrade”nin yeryüzündeki tek yetkili distribütörlüğünü işletmektir!

Bu ülkede kazara bir seçimi kazanmış ve koltuğa oturmuşsanız Yüksek Seçim Kurulu’ndan A4 kâğıdına basılı mazbata değil, doğrudan bulutların üzerinden altın varaklı, mühürlü ilahî bir ferman alınmış gibi sayılır.

Orta Doğu güneşinin beyni tavada yumurta gibi kaynattığı bu coğrafyalarda, din ile iktidar öylesine birbiriyle kaynaşır ki, örneğin belediyenin asfalt ihalesine itiraz etmek gafletine mi düştünüz; tövbe vallahi çarpılırsınız maazallah! Doğrudan dinden çıkmaya adım atmışsınızdır, biraz dikkat edin be Absürdiyalı kardeşler!

Absürdiya’da muhalifler de vardır ama bu muhalifler öyle sıradan, vergi veren, akşam evinde çekirdek çitleyip dizi izleyen vatandaşlar falan değildir. Bunlar adeta fantastik Yeşilçam filmlerinden fırlamış Erol Taş, Turgut Özatay, Akrep kuyruğu lakaplı Hüseyin Baradan karışımı tiplerdir ve gelmiş geçmiş kötülerin en kötüleridir!

Absürdiya yöneticilerine göre muhalefet; yazın o 40 derece cehennem sıcağında isilik olma pahasına siyah deri pantolonlar giyip, bellerinde şövalye zincirleriyle gezen, hamile kadınlara saldırmak için köşe başlarında pusu kuran bir imansızlar güruhudur.

Yetmez! Absürdiya’nın kimi komplo teorisyeni aklı evvellerine göre; bunlar boş zamanlarında da camileri, minareleri yıkma hayalleri kurup yerine dış güçlerle bir olup envaitürlü tapınaklar yapma projeleri bile çizerler.

Yahu insaf! Absürdiya’nın Aşağıfıstıkköy ilçesinde muhalefet partisinin ilçe başkanı olan, emekli işçi Fethi Ahmet Bey, bu kadar aksiyonu hangi ara yapsın?

Adamın prostattan merdiven çıkmaya mecali yok, dört numara astigmat gözlüklerle sendelemeden yürüyemiyor. Tansiyon hapını yutmayı unuttuğu için öğleden sonraları sol gözü seğiren, en büyük aksiyonu kahvede batak oynarken “koz maça” demek olan Fethi Ahmet Amca elinde şövalye zinciriyle hamile kadın mı kovalayacak?

Ama Absürdiya’nın siyasal ikliminde Fethi Ahmet Bey bir vatan hainidir, galaktik dış güçlerin maşasıdır, rüşvetçidir, çapulcudur. Dünyada ne kadar kötülük varsa, UFO’dan inip muhalefetin merkezine doluşmuştur!

Çünkü Absürdiya’nın altın kuralı şudur: Muhaliflerin iktidarı istemesi, doğrudan kâinatın adil düzenine kafa atmaktır.

Bu memlekette “seçimi kaybetmek” veya “muhalefete yenilmek” gibi doğal, insani, siyasi kavramlar yoktur. Yönetimdeki partinin oyu düşerse ne olur biliyor musunuz? Din elden gider, gök kubbe çöker, sular tersine akar, inekler süt vermeyi keser!

Parti il, ilçe başkanlığı makamı bile kutsallık mertebesindedir. İktidarın memleketi yönetemediğine dair en ufak bir itiraz, dine imana roketatar fırlatmakla eş anlamlıdır.

Hal böyle olunca, bu Absürdiyalıların memleketinde, seçime giren muhalefet partilerine ahlaksız, hırsız, rüşvetçi, ırz düşmanı, işbirlikçi demek en büyük milli ve manevi spor sayılır. Zaten o partilerin kapatılması, iç işlerine müdahale edilmesi, seçilmiş başkanlarının başka galaksilere yollanması, kalebentlere tıkılması, yerlerine gecenin bir yarısı çaycıların, ikinci sınıf artistlerin kukla kayyum olarak atanması da gayet “olağan” bir durumdur.

Birader madem adamlar şeytan, madem sandıktan çıkınca memleketi siyonist galaktik imparatorluğuna satacaklar, ne diye seçim yapıp memlekete masraf çıkarıyorsunuz?

Sandık, pusula, mühür filan tonla masraf! Kapatın dükkânı, asın kapıya “Kıyamete kadar bizde, boşuna zili çalmayın” tabelasını, siz de rahat edin Absürdiyalı fakirler de!

Ama olmaz… Çünkü kâğıt üzerinde bir rejimin adının mutlaka şık ve fiyakalı durması gerekir.

İşte Absürdiya denen bu akıl tutulması diyarında muhalif olmanın cehennemin en yüksek ısılı lavları içinde yanmakla eş tutulduğu, siyasal gücün iyi-kötü her eyleminin sevap sayılıp, itiraz etmenin şirk kabul edildiği bu sistemin adına kapı gibi harflerle, yanıp sönen neon ışıklarıyla “Demokrasi” yazmışlardır.

Ne diyelim…

Belki bir gün yetkili makamlar, “muhaliflik mekruhtur ama bazı faaliyetlere ortopedik hacı terliğiyle katılım halinde müsaade edilebilir, caizdir” diye bir fetva yayınlar da, zavallı Fethi Ahmet Bey amca ve bilumum muhalifler rahat bir soluk alırlar.

Bu saatten sonra Absürdiya’ya demokrasi gelir mi bilinmez ama, en azından cehennem zebanilerinin iş yükü azalır, Fethi Ahmet Bey amcanın amel defterini yazan sol omuz meleklerinin fazla mesai nöbetleri de son bulur!

Cem Bayındır / 2026

Yorum bırakın