BİR GAZETE: “FERDA”

5 OCAK 1922 ADANA’NIN KURTULUŞU ANISINA

BİR GAZETE: “FERDA”

Bugünkü basınımızın, televizyonlarımızın durumunu görüyoruz. İşte Mondros ve Sevr antlaşmaları ile elde kalan topraklarımızı, İstanbul ve Anadolu’yu işgal eden devletler silah, top, tüfek kadar basını ve gazetecileri de Türk halkına karşı birer silah gibi kullanmışlardır.

Bunları seçerken de genelde “din” (hilafet) ve “devlet” (saltanat) yani milletin kutsal gördüğü değerler üzerinden bir siyaset gütmüşlerdir.

Millî Mücadele’ye, Kuvayi Milliye’ye karşı işgalci devletleri savunan bu tür gazeteler işgalcileri övüyor, bunu da “dinsel” ve “milli” bir görev gibi (hilafetin ve devletin yanında olmak gibi) gösteriyor; Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarını ise yerden yere vuruyor ve onları, eşkıyalık, çapulculuk, dinsizlik, hainlikle suçluyorlardı.

İşte, Anadolu’daki “mütareke basını” örneklerinden biri de, “Ferda” (Türkçe; yarın, gelecek, gelecek zaman) gazetesidir.

Fransızların Çukurova’yı işgal etmesi ile işgali destekleyen yayınlarla yayın yaşamına giren ve işgalin sona erdiği 1921 yılı bitiminde de yayını sona eren Ferda gazetesi, Fransız işgal yönetimini överek onları başından sonuna desteklerken Milli Mücadeleyi din dışı göstererek ve devlet karşıtlığı ile bir tutarak küçümsemiş, Kuvayi Milliye’yi zayıflatmaya, toplumdaki inanç ve desteğini kırmaya çalışmıştır.

I.

Mondros Mütarekesi sonrası 6 Aralık 1918 tarihinde Fransızlar bölgeyi işgal ettiler. O tarihte buradaki “Toros”, “Azamarad”, “Hayistan” ve “Kilikya” adlı Ermenice gazeteler, buranın azınlık toprağı olduğu yönünde ve işgali destekleyen yayınlar yapıyorlardı.

Türkçe yayına başlayan “Ferda” (1918), “Yeni Adana” (1918), “Adana Postası” (1919), “Rehber” (1920) gazetelerinden Ahmet Remzi Bey’in çıkardığı “Yeni Adana” gazetesi dışındakiler işgal güçlerini destekliyorlardı.

İşte, Ali İlmi Efendi’nin sahibi olduğu bu Ferda gazetesi, Fransız işgalinden 1 gün önce yayına başlamıştır. Gazetenin adı ve simgesi Osmanlıca ve Fransızca yazılı olup Hicri ve Rumi tarihler dışında şunlar da yazılıydı:

“Ferdâ Tarih-i Tesisi: 1 Rebiyyü’l-evvel, sene 1337 Müdür-i mes’ul ve sermuharriri:

Ali İlmî mahall-i idaresi: Adana’da -kale kapusunda- Ferdâ matbaası. Matbuata ait hususat için idare me’muriyetine müracaat edilmelidir.

Şerait-i iştira: Seneliği 400, altı aylığı 250 kuruştur.

Nüshası: 5 kuruştur. Şimdilik Perşembe ve Pazartesi günleri intişar eder. Siyasi, ilmî, edebî gazetedir.

Directeur et redacteur en chef: Ali İlmî Ferdâ journal Turc Politique et litteraire -Adresse telegrafique: Ferdâ -Adresse postale: Ferdâ B.P.2 Abonnements: un an: 400 Six Mois: 250 Piastres Le Numero: 5 piastres”

Haftada iki kez çıkan Ferda, Çukurova’da Millî Mücadele karşıtı gazetelerin en etkilisidir.

Gazetede her sayıda, gazete sahibi Ali İlmi Efendi’nin işgale destek veren ve Kuvayi Milliye’yi yeren bir başyazısı ile birlikte önemli olayların haberleri ve yorumları bulunurdu.

Ferdâ’nın sahibi ve başyazarı şair Ali İlmi Efendi, 1878 Kadirli doğumlu. Rüştiye ve idâdî okullarından sonra Adana’da Resmî Gazete muharrirliği, Cebelibereket Tahrirat Müdürlüğü ve Adana Sultanisinde Edebiyat ve Farsça öğretmenliği yapmış, II. Meşrutiyet döneminde Kozan mebusu seçilmiştir.

İşgal süresince, Hilâfet ve Saltanat’a bağlılık anlayışı içinde Millî Mücadele’ye karşı çıkmış, Adana’nın Türk yönetimine katılmasından sonra, Ankara Hükümeti’ne karşı ılımlı tutum içine girmiş ve ancak gazetenin yayınını sürdürmemiştir.

Yazılanlara göre, Millî Mücadele’nin sonunda yurt dışına kaçmış, 150’likler listesine alınmış, aftan sonra yurda dönüp, 1964 yılında Kadirli’de de ölmüştür.

Ali İlmî’nin kardeşi Mesud Fânî de “Can Bey” mahlasıyla işgal güçlerini destekleyen ve onlara işbirliği içinde olan bir tutum izlemiş ve bir dönem Fransız işgal yönetimince Cebelibereket mutasarrıfı yapılmıştır.

O da Millî Mücadele’nin sonunda 150’likler listesine alınmış, sonradan afla yurda dönmüş ve 1980 yılında Antakya’da ölmüştür. Öteki kardeşleri Zeynel Abidin ise, aftan sonra yurda dönmeyi reddetmiştir.

II.

Ferda gazetesi tüm yayın yaşamında Fransız işgal kuvvetlerinin yaptıklarını övücü bir dille anlatmış, çalışmalarına ve planlarına yer vermiş, tüm beyannamelerini yayınlamıştır.

Ferda’nın 5 Ocak 1920 tarihli sayısı Fransız Kolonel Norman’ın Rehber gazetesi sahibi Giritli İlhami Bey’le birlikte, gazetelerine özel demeç verdiğini, “Bu olayların özel bir ziyaret olduğunu, bir işgal olarak kesinlikle düşünülmemesi gerektiği” ve “amaçlarının bölgeleri değil kalpleri işgal etmek olduğunu” söylediğini yazar.

8 Nisan 1920 tarihli Ferda ise, Adana işgal valisi Kolonel Bremond ile yapılan bir söyleşide; “Kemalistlerin sınır baskınlarının asayişi bozamayacağını, Pozantı’yı muhasara eden Kemalistlerin kâmilen geri çekildiğini, Kozan dağlarında bulunan eşkiyanın harekete geçemediğini, Haruniye’de çetelerin etkisiz hale getirildiğini, Bahçe ve İslahiye taraflarında sükûnet olduğunu”, belirtmektedir.

Ferda’nın 13 Mayıs 1920 sayısında General Dofieux’nün “Adana’ya servet ve istirahat bahşetmekten başka bir gayelerinin olmadığını” belirten demeci “çok mühim” başlığı altında yer verilmektedir.

Adana Valisi Celal Bey ile Fransız Şark Ordusu Müfettişi General de Plases arasında 22 Mayıs 1920 tarihinde Adana valiliğinde yaşanan bir olay, Ferdâ gazetesinde şöyle yorumlanmaktadır:

“General hazretleri refakatinde General Dofieux ve Kolonel Bromon bulunduğu halde makâm-ı vilâyete gelerek, hazirûna hitaben: Biz buraya memleketin selâmet ve asayişini temin için geldik. Başka hiç bir fikir takip etmiyoruz. Kilikya’nın selâmet ve saadetinden başka bir düşüncemiz yoktur. Bu konuda hükümet-i mahalliyenin ve eşrafın da kemâl-i samimiyetle bize yardım etmelerini rica ederim, demiştir. Bunun üzerine Vali Beyefendi, “Biz zaten kemâl-i samimiyetle çalışıyoruz. Ancak sizin de samimiyetle çalışmanızı görmek isteriz” cevabını vermiştir. Bunun üzerine general masaya yaklaşarak sert bir lisanla demiştir ki; “Fransa’nın samimiyetinden ne siz, ne de bütün dünya şüphe edemez. Bu sözü hükümetim adına ve kendi hesabıma reddediyorum” Vali Bey, maksadının Fransa’nın samimiyetinden şüphe olmadığını izaha çalışmış ise de general oradan ayrılmıştır…”

14 Ekim 1920 tarihli Ferda’da da Suriye Fevkalâde Komiseri ve Şark Ordusu Başkomutanı General Gouarand’ın “Kilikya, Ayıntab ve Kilis Ahalisine” başlıklı 9 Ekim tarihli beyannamesinin tam metnini yayınlayan Ferdâ gazetesi, 13 Ocak 1921 tarihinde de Fransız istihbarat şubesi bildirisini yayınlanmıştır.

Bu bildiride, “Kemalistler’in 1920 yılında planladıkları hareketleri gerçekleştiremedikleri, Kilikya cephesini terk edenlerin, doğu cephesinde de başarısız oldukları” ileri sürülmektedir.

Kuvayi Milliye haberlerini ise tümüyle küçük gören, aşağılayıcı bir yön ile veren Ferdâ gazetesi, 27 Mayıs 1920 tarihli sayısında Mersin bölgesinde Türk ve Ermeni çetelerin çarpıştıkları haberine yer vermiş ve Türk çetelerinin saldırısı nedeniyle Adana-Mersin demiryolunun üç gündür kapalı olduğunu belirtmiştir.

Yine “Mersin Faciası” başlıklı haberde ise, Kozan bölgesinde milliyetçi çetelerin Ceyhan’a saldırdıkları ve 100’den çok zavallı Türk’ün “birkaç serserinin iğfâli yüzünden mahvolduğu” anlatılır.

25 Temmuz 1920 tarihli ve 149 sayılı Ferda gazetesinde, bu muharebe ile ilgili olarak, “Efendiler Nereye?” başlıklı bir yazı yayınlanmıştır. Ferda’nın bu yazısında, Kuvayı Milliye birliklerini küçümseyen bir dil vardır. Biz bu “Hesap Vermeden Nereye” başlığını yakın tarihte havuz medyasında rahmetli subay Ali Tatar’ın ölüsüne saldıran bir havuzcu yazardan da anımsıyoruz.

“Efendiler nereye? Bir seneden beri kesip yakarak, köpürüp kükreyerek bir milleti çil yavrusu gibi dağlara düşürdükten sonra, efendiler nereye? Vatanı kurtaracağınızı, Adana’yı cayır cayır yakacağınızı söyleyerek biçare bir milleti hamama girer gibi birer bohça ile yalın ayak ardınıza düşürdükten sonra, milliyetçiler nereye?

Biz de ne saf insanlarız! Kırk yıllık bildikleriniz olduğu halde gürültünüze inanmış, çatırtınızı gerçek sanmıştık. Sanmıştık ki, son defacık olsun sözünüzde durur, biraz oturursunuz.

Belki düşmanlarınızdan, belki aldattığınız halktan utanarak biraz düşünürsünüz. Acı acı mağlubiyetinizi işiterek şimdi anlıyorum ki, yine kaçıyor, yine tabana kuvvet uzaklaşıyorsunuz.

Hani Adana’yı kurtaracak, hani kaçanları yerine getirecektiniz. Hani altı aydır Tarsus’u düşürecek, hani bilmem hangi haftanın Cuma namazını burada kılacaktınız.

Adana’yı kurtarmadan, kaçanları yerine getirmeden, Tarsus’u düşürmeden, Cuma namazını kılmadan, kahramanlar nereye? Köyleri yangın yerine, şehirleri viraneye benzetip, milleti ianeye muhtaç ettikten sonra, bedbahtlar nereye?”

Yine, 12 Eylül 1920 tarihli Ferda’nın Kuvayı Milliye birliklerini küçümseyen alaycı bir yaklaşımı vardır:

“Çetelerin elinde iki tane on buçukluk top varmış. Fakat gece yarısı Fransızların baskınına uğrayarak kaçtıkları ve topu hali üzere bıraktıkları malumdur. Fakat top Avusturya’nın, gülle Almanya’nın, kundak da Bulgar’ın imiş. Kamayı da bizim ağalar uydurmuşlar. İşte Adana’yı yakacakların, memleketi fethedeceklerin kuvvetleri! Yazık bu serserilerden necat bekleyen akıllılara”

29 Nisan 1920 tarihli Ferdâ gazetesinde (büyük puntolarla);

“Vatan tehlikede- Mağlubiyetimizden sonra akıl ve hâle uygun bir selâmet yolu takip edilmeli idi -Teşkilâtı-ı milliye badiresi-Kuva-yı Milliye’nin emr-i ilahiye ve şer’i şerefiye mugayir hareketleri – Bir haftaya kadar arz-ı teslimiyet etmeyen bagiler şiddetle tedip olunacak” şeklinde özetlenen hükümet beyannamesi yayınlanmıştır.

Bu beyanname, hem İstanbul Hükümeti’nin hem de Ferdâ gazetesinin, Millî Mücadele’ye bakışını yansıtmaktadır.

Millî Mücadele’nin meşru olmadığı yolundaki Şeyhülislâm fetvaları, Ferdâ gazetesinin 29 Nisan 1920 tarihli sayısında yayınlanmış ve gazete Fransız uçakları aracılığıyla halka ulaştırılmıştır.

Bu fetvaların Adana Ulu Camii kapısına asılmasının geciktirilmesi de Ferdâ gazetesinde yergiye uğramış ve 27 Mayıs 1921 tarihli sayı “Nihayet Yapıştırılabildi” başlığıyla çıkmıştır.

“Padişahımıza Te’yid-i Biat Edelim” başlıklı başka bir yazıda, “Ankara Hükümeti’nin ve Büyük Millet Meclisi’nin hukuk-ı saltanat ve hilâfete malik bir padişah tanımayacağı” belirtilerek;

“Bir millet sevgili padişahından nasıl vazgeçer? Bir Türk kendi ulu hakanından nasıl ayrılır? Bir Müslüman bu iftiraka nasıl tahammül eder?” demektedir.

1921 yılı başlarında, “Konya, Karaman, Tefenni, Bozkır, Tokad, Kayseri, Bolu ahalisi kâmilen Kemalistler aleyhine kıyam etmişlerdir” diyerek, Millî Mücadele’nin halk desteğine sahip olmadığını belirtmektedir. Bunu “Siyasi Meczûblar” başyazısında da görmek mümkündür:

III.

Sonuç olarak, Ferdâ gazetesi, üç yıllık yayın yaşamı boyunca Millî Mücadele karşıtı bir yayın politikası izlemiştir. Yayınlarının böyle bir anlayış zeminine oturmasında, yönetim ve yazı kurulunun Hürriyet ve İtilaf Fırkası üyelerinden oluşması, hilâfet ve saltanata bağlılık, Millî Mücadele’yi küçümseme, kişisel çıkarlara göre hareket etme gibi önemli etkenler bulunur.

Adana mebusu Zamir Damar Arıkoğlu 26.2.1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, Ferda’nın Fransız parasıyla yayınlandığını, Fransa’nın bu gazete sahiplerine memuriyet vermek suretiyle propaganda yaptırdıklarını belirttikten sonra “Şimdi bu alçaklar, bugün Fransızlar hesabına ahaliden cebren imza topluyorlar” diyerek, Ferdâ gazetesi ve kadrosunu eleştirmektedir.

Ferda gazetesi yöneticileri, Çukurova’nın Türk yönetimine katılmasından sonra ülkeden kaçmışlardır. Lozan Antlaşması’ndan sonra da 150’likler listesine alınarak ülkeye girişlerine izin verilmemiş, ancak 1937 yılında ilan edilen aftan sonra ülkeye girmeleri mümkün olmuş, bazıları bu haktan yararlanmayı da reddetmiştir.

Bugün de örneğini yaşadığımız gibi, basının büyük bölümü algıların biçimlendirilmesinde, yönlendirme ile halkta düşünce ve kamuoyu oluşturmada, doğruları ve yanlışları ters yüz etmekte çok önemli bir görev edinmiş ve doğru, yansız, dürüst habercilik ilkesinden tümüyle uzaklaşmıştır.

Basının günümüzde oynadığı etkileme ve propaganda rolü dünkü Milli Mücadele sırasında olanlardan çok daha yüksek düzeyde olup, halkımızın gerçek dışı haberlerle ve yoğun propaganda ve trollerle yönlendirilmeye çalışılmasını, tv ve gazetelerde her türden algı oyunlarını kısaca aynı kirli durumu bugün de utanarak izlemekteyiz.

Cem Bayindir

2018

KAYNAKÇA:

1) İbrahim İSLAM, Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 12 (2009), sayfa 158-174,

2) İlhami SOYSAL, 150’likler, sayfa 150.

3) TBMM Zabıt Ceridesi, c.8, sayfa 443.

4) Ömer Sami COŞAR, Millî Mücadele Basını, İstanbul 1967

5) Taha TOROS, Kurtuluş Savaşında Çukurova, Kültür Bak. 2011, sayfa 26-27

Fikir GazetesiNevzat Dağlı

Daha Azını Gör

Şuna bir yanıt: “BİR GAZETE: “FERDA””

  1. Sayın Cem Bayındır, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.

    Beğen

Yorum bırakın