1 MAYIS ŞİİRİ VE YAŞAR NEZİHE BÜKÜLMEZ

1 MAYIS ŞİİRİ VE YAŞAR NEZİHE BÜKÜLMEZ

1 Mayıs İşçi Bayramı’nın ilk şiirini yazan Yaşar Nezihe Bükülmez’in yaşamı; 1882 yılında İstanbul’un yoksul bir sokağında başlayıp emeğin, alın terinin ve kadın haklarının bayraklaştığı bir mücadeleye dönüşen bir dirençle geçer. O, ölene dek yoksulluğun karanlığında aydınlık arayan bir insan olarak var olur.

Yaşar Nezihe’nin adı bile yazgısıyla olan mücadelenin simgesidir. Kendisinden önce doğan kardeşleri yoksulluk, bakımsızlık ve verem hastalığından öldüğü için ona, yaşasın diye “Yaşar” adı verilir.

Katı ve ilgisiz bir babanın evinde çocukluğunu geçiren Yaşar Nezihe, okuma tutkusu yüzünden evden kovulacak denli büyük bir baskı görür. Ancak o, boyun eğmek yerine kendi yolunu çizmeyi seçer; kendi çabasıyla okuma yazma öğrenir, genç yaşta çalışmaya başlayarak Darphane’de İstiklal madalyalarının kurdelelerini diker ve Şark Eşya Pazarı’nda dikişçilik yaparak yaşamını kazanır.

İki evliliğinde de mutlu olamayan, ikinci evliliğinden olan çocukları Sedat ve Suat’ı açlık ve yetersiz beslenmeden yitiren Yaşar Nezihe’nin yaşadığı acılar; onu yaşamdan koparmak yerine toplumsal eşitsizliklere ve sömürü düzenine karşı daha da biler. Yaşar Nezihe, bu dik duruşuyla kadın hakları savunuculuğunun da öncülerinden biri olur.

Onun 1923 yılının haziran ayında Aydınlık dergisinde yayımlanan “1 Mayıs” adlı şiiri, Türkiye’nin emek geçmişinde bir dönüm noktasıdır. O güne dek genellikle sarayın ya da seçkinlerin tekelinde görülen yazın dünyası, Yaşar Nezihe’nin dizeleriyle sokağın, fabrikanın ve emekçinin çıplak gerçeğiyle tanışır.

Yaşar Nezihe bu tarihsel şiirinde ezilen ancak dünyayı var eden emekçilere tüm coşkusuyla şöyle seslenir:

Ey işçi…

Bugün hür yaşamak hakkı seninken

Patronlar o hakkı senin almışlar elinden.

Sa’yınla edersin de “tufeyli”leri zengin

Kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?

Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;

Lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.

Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.

Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden.

Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.

Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.

Ey işçi…

Mayıs birde bu birleşme gününde

Bişüphe bugün kalmadı bir mani önünde…

Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;

Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.

Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin

Ta’zim ile, hürmetle sana başlar eğilsin.

Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.

Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.

Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay

Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say…

Birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü.

Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.

Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;

Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.

Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!

Kuvvetedir hak, hakkını haksızlara anlat.

Bu dizeler yalnızca bir başkaldırı değil, aynı zamanda sınıf bilincinin ilk yansımalarından biridir. O dönem Amele Birliği’ne üye olan Yaşar Nezihe, yalnızca 1 Mayıs’ı kutlamakla kalmaz; grev yapan matbaa işçilerine destek olmak için Haber gazetesinde “Gazete Sahiplerine” adlı şiirini de yayımlayarak patronlara karşı işçilerin hakkını kararlılıkla savunur ve bu uğurda hapse atılmaktan çekinmez.

Yaşar Nezihe’nin ortaya koyduğu yapıtlar salt kâğıt üzerinde kalmaz; halkın içine, Anadolu’nun ezgilerine de karışır. Kendi el yazısıyla çıkardığı “Çiçek” adlı küçük gazetelerle sesini duyuran ozanın pek çok şiiri bestelenir, bugün bile dilden dile yankılanan geleneksel türkülerimizin ve yöresel havalarımızın arasına sızan unutulmaz ezgilere dönüşür. Emeğin ve acının o duru sesi, dilden dile dolaşan ezgilerle harmanlanarak ölümsüzleşir.

Büyük besteci Münir Nurettin Selçuk’un nihavent makamındaki “Hatırla mazi-i mes’udu sen de ben gibi yan” yapıtının sözlerini de onun yazdığı söylenir.

1934 yılında Soyadı Yasası çıktığında, yaşamın tüm acılarına, yoksulluğa ve baskılara karşı duruşunu özetleyen “Bükülmez” soyadını seçer ve “Bakıp da soyadıma sanma bükülmüyorum / Felek cefâlarıyla, gençken büktü belimi” der. Yaşar Nezihe Hanım; kadınların çalışma yaşamında var olması, eşit eğitim hakkı ve emek sömürüsünün son bulması için yazdıklarıyla hiçbir zaman bükülmeyen örnek bir kişiliktir.

Onun şiirinin üzerinden geçen 103 yılda, bugün de emekçiler 1 Mayıs’ı kutlarken alanlarda yankılanan “halkın ve emeğin gücü” seslerinin köklerinde, yoksul bir İstanbul mahallesinden çıkıp direnişin simgesi olan Yaşar Nezihe’nin izleri vardır.

Onun düşlediği gibi; eşit, özgür ve sömürüsüz bir dünya umuduyla tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü yürekten kutlu olsun…

CEM BAYINDIR / 30 Nisan 2026

Yorum bırakın