“Fos” Yunancada “ışık”, “Fosso” da İtalyancada “hendek”, “kuyu” anlamındaymış ama bizim Fosso Nejdat’ın lakabı büyük olasılık, içi boş, çürük anlamına gelen “fos” ya da “fıs” sözcüklerinden türetilmiş olmalı.
Bugün bile Elazığ sokaklarında başında sekiz köşe kasket, sırtında yelek, altında bir kara şalvar, yumurta topuklu ve arkası kırık bir kundura ve elinde kehribar tesbihiyle, pala bıyıklı birilerini görürseniz şaşırmayın.
İşte bu şalvarlı ve sekiz köşe şapkalı hemşehrilerimizden en ünlüsü yakın tarihte ölen Yolyemez Nazmi Dayı olup, genelde Adana’da otursa da arada da memleketi Elazığ’a gelir, çarşıda havalı havalı gezip, herkesle selamlaşır, hepimizin dikkatini çekerdi.
O herkesin “dayı”sı, herkes de onun “yeğen”iydi.
(https://www.youtube.com/watch?v=9fw82ZVohjs)
Büyük olasılık, Yusuf Hayaloğlu’nun Elazığ günlerinde gözlemlediği bu kabadayı tiplerden ve onların yaşanmış öykülerinden yararlanarak yarattığı düşsel ve gülünç kabadayı “Fosso Nejdat” da bunlardan biri.
Bu adda birinin yaşadığına ilişkin net bilgim yok. Dediğim gibi bu bence Hayaloğlu’nun kurguladığı bir tip.
Fosso Nejdat ilk anda görenlerin sert biri sandıkları o kabadayı ve havalı tavırlarına karşın aslında o iri görüntüsü ve kuru gürültüsü dışında ortada kabadayılık adına bir şeyi olmayan birisidir.
Fosso Nejdat’ın, çalışmayan, doğru dürüst iş yapmayan, aylak biri olduğunu bilenler onu kendi haline bırakıp ilişmezler daha doğrusu pek ciddiye almazlar.
O da genelde kendisini tanımayanlara, çocuklara, gençlere, yabancılara, taşralılara ya da ona bulaşmak istemeyenlere bol hava basar.
“Elinde bir Buzbağ şişe
Dolanıyor köşe köşe
Şimdi karakola düşe
Cop tirina nirinom da hop tirina nirinom”
Aslında Yolyemez Nazmi’nin öyküsü olsa da Yusuf Hayaloğlu’nca Fosso’yla ilişkilendirilen herkesçe bilinen olay şöyledir:
Bir gün Gazi Caddesi’nde yolun tam ortasında elinde tespihi ile turlarken, arkadan bir araba çarpar ve Nejdat yere düşer, üstü başı toz içinde kalır ama ciddi bir şeyi yoktur.
Arabanın sürücüsü karşısında pala bıyıklı, şalvarlı ve kalın tespihli heybetli Nejdat’ı görünce, dili tutulur, kem küm edip durur. Adam titrerken, Fosso ona hiç bakmadan giysilerinin tozunu silkeler ve “kes yeğen” der, “Kaportada zarar varsa git yaptır kaç kuruşsa ödeyek” deyip, elinde kehribar tespihini sallayarak yürümesini sürdürür.
Yusuf Hayaloğlu’nun sözlerini yazdığı ve Ahmet Kaya’nın da şarkı yaptığı “Fosso Nejdat”, bu söylence fos kabadayının yaşamının bir özetidir:
(https://www.youtube.com/watch?v=rcZV-OTfq-Q)
“…Sivri burun top yumurta/Nara basar uluorta/Bekçileri tarta tarta/Tir tirina nirinom da/Tara tirina nirinom
Gene böyle zirzop/Gece bekçisi demiş hop/Belinin ortasına jop/ Cop tirina nirinom da/Hop tirina nirinom
Geçirmiş bir siyah şalvar /Poz kesiyor gaddar gaddar/Tesbihi sarı kehribar/Şık tirina nirinom da/Tık tirina nirinom
Gene bir gün böyle yan yan/Hava basarak bir yandan/Karakolun sokağından/Pat tirina nirinom da/Pata küte de nirinom
Şapkası tam sekiz köşe/Zevkten olmuş dokuz köşe/Güveniyor on kardeşe/Hot tirina nirinom da/Zot tirina nirinom
Mahalleli bezmiş ama/Çıkamıyor kimse cama/Adam değil sanki kazma/Hoşt tirina nirinom da/Foşt tirina nirinom….”
Bugünün mangalda kül bırakmayan bazı siyasal tipleriyle benzerlikleri var mı sizce?
Yazıda andığım Yolyemez Nazmi, Yusuf Hayaloğlu ve Ahmet Kaya’ya rahmet olsun…
Saygılarımla
CEM BAYINDIR
Ağustos 2018

Yorum bırakın