ADI ÜSTÜNDE “BAYRAM”


ADI ÜSTÜNDE “BAYRAM”

Cem Bayındır

Bugün yine bir bayramın ilk günündeyiz. Aslında kullanılan adın tek başına bir kutsallığı yok; kaldı ki TDK’ye göre “bayram; ulusal ya da dinsel yönden önemi olan, kutsal sayılan ve topluca kutlanan gün” demek.

Bayramlar; toplumun birlik duygusunun pekiştirildiği, dargınlıkların unutulduğu ve yardımlaşma gibi yüce değerlerin, dost-yakınları görmelerinin taçlandığı özel zaman dilimleridir.

Ben çocukken, yani “milattan önce” yıllarında, kimse “Şeker mi diyelim, Ramazan mı?” diye bir tartışmaya girmez; kimse de kimseyi “Vay efendim neden öyle dedin?” diye kınamaya soyunmazdı.

Şimdilerde; televizyonlarda, sosyal medyada ve siyasetçilerde “Aman Ramazan Bayramı diyelim de ağzımızın tadı bozulmasın” biçiminde yer eden o özen var. Sanki biri yanlışlıkla “Şeker Bayramı” deyince Ramazan‘ın tüm sevabı bir anda silinip gidecekmiş.

Aslında bu tavır, son 40-50 yılda bazı çevrelerin geliştirdiği, tarihsel gerçeklerle pek de uygun düşmeyen bir tutum. Gelin, elimizdeki Osmanlı arşiv belgelerine dayanarak bu konuyu artık bir “tatlıya” bağlayalım, kararı siz verin.

Arşivlerde “Şeker Bayramı”

Öncelikle şu *“şehir efsanesi”*ni bir düzeltelim: “Şeker Bayramı” sözü, yeni cumhuriyetle oluşturulmuş, Cumhuriyet’i kuranların uydurduğu bir terim değildir. Osmanlı Devleti‘nde canı isteyen hatta Padişah ve saray çevresi bile bu bayrama gönül rahatlığıyla “Şeker Bayramı” diyordu. İşte kapı gibi, mühürlü belgeler:

  • 1747 (H-1160): Dergâh-ı Âli çavuşlarının bayram arifesinde sarayda dua etmeleri üzerine kendilerine “Şeker Bayramı” münasebetiyle üç bin akçe verilmiş. (Kanımca, sayın Padişah o sırada laiklik denemesi yapmıyordu.)
  • 1796 (H-1210): Sultanahmet Camii’ne gidecek Padişah’ın yolu kumlansın diye yapılan harcamalar, doğrudan “Şeker Bayramı namazının edası” başlığıyla resmî kayıtlara geçmiş.
  • 1811 (H-1226): Yedikule’den atılacak bayram topları için gereken barutun tedariki yine “Şeker Bayramı” adıyla yapılmış.
  • 1913: Balkan Harbi’nin o karanlık günlerinde bile kutlama telgraflarında “Şeker Bayramı” ifadesi cirit atıyor.

Bunun gibi daha yüzlerce belge Osmanlı Arşivleri‘nde duruyor. Gördüğünüz gibi ecdadımız, bu adı kullanırken ne dinden çıkıyordu ne de orucuna bir zarar getiriyordu.

“Şükür” mü, “Şeker” mi?

Bazıları, eski yazıda “Şeker” (شكر) sözcüğünün aslında “Şükür” olarak okunması gerektiğini ileri sürerek kendince bir “tashih” yapmak istese de Prof. Dr. Mesut Şen hocanın da belirttiği gibi, bu *“akademik bir uydurmaca”*dan başka bir şey değildir.

1890 tarihli Redhouse sözlüğü, sözcüğü Latin harfleriyle “sheker” diye yazar ve İngilizce karşılığına hiç çekinmeden “sugar” (şeker) der. 1876 tarihli Lehce-i Osmanî ve 1899 tarihli Kamus-ı Türkî gibi dev yapıtlarda “Şeker Bayramı” sözü baş köşede dururken; bugün kullandığımız, “Ramazan Bayramı” sözü bu sözlüklerin çoğuna uğramamıştır bile.

Bir “Neşelenme” Aracı

Bayram, 30 günlük *“nefis terbiyesi”*nin ardından gelen “iftar” (fıtır), yani oruç açma sevincidir. Peygamber‘in bayram namazına gitmeden önce tatlı bir şey (hurma) yeme sünneti, Osmanlı’da bayram sabahı tatlı ikramına, o da zamanla halkın dilinde bu tatlı ada dönüşmüştür.

Arşiv uzmanı Sinan Çuluk’un da vurguladığı gibi, sorun bir ad davası değil. Osmanlı, bayramı yalnızca bir ibadet değil, aynı zamanda bir “neşelenme” aracı olarak görürdü.

Kışlalarda davul-zurna çalınması, halaylar çekilmesi neredeyse yasa hükmündeydi. Hatta II. Abdülhamid döneminde askerler arasında “Senin davulun daha güzel, benim halayım daha janti” kavgası çıkacak kadar bu işe tutkuyla bağlıydılar.

Son

Bugün ise birilerinin topluma eğlenmeyi, gülmeyi, bayramın o sokağa taşan çocuksu neşesini çok görmesi gerçekten gereksiz bir durum.

Kısaca “Şeker Bayramı” demek ne bir laiklik dayatmasıdır ne de Cumhuriyet’in bir buluşudur. Bu ad, Türk insanının kendi kültürüyle harmanladığı, hoşgörüyle yoğurduğu, yüzlerce yıldır canı istediğinde kullandığı tertemiz bir Türkçe anlatıdır.

İsteyen istediğini desin, hatta herkes “Ramazan” desin de; “Şeker” diyen olursa da ona da sevgi ve hoşgörü gösterin kardeşim; ne olacak bugün “bayram” işte…

Herkesin bayramı kutlu, neşesi (evinde şekeri) bol olsun!


Şuna bir yanıt: “ADI ÜSTÜNDE “BAYRAM””

  1. karamanlinevzat Avatar

    Şeker Bayramınız kutlu olsun.

    Beğen

Yorum bırakın