SÓCRATES

27 Şubat 2021

Cem Bayindir

Önceki yazılardan birinde 1986 Dünya Kupası’nı anlatırken adından övgüyle söz ettiğim Sócrates gerçekten, yeşil sahalarda ender görülebilecek bir eğitim görmüştü ve duruşuyla da bunu belli ederdi.

Saha içerisindeki her hareketi zekâ içerdiği gibi; rakibe saygılı tutumu, ciddiyeti, insancıl duruşu ile benim örnek aldığım bir futbolcuydu.

Asıl adıyla, Sócrates Brasileiro Sampaio de Souza Vieira de Oliveira olan Dr. Sócrates’i, 1982 ve 1986 Dünya Kupalarındaki maçlarda tanımıştım. Fiziği, uzun boyu, karmakarışık saçları ve kirli sakalıyla da dikkat çekici biriydi.

“Savunmacılara çalım atmak diktatörlere çalım atmaktan daha kolay… Siz zoru başaracak, Brezilya’ya demokrasi şampiyonluğunu getireceksiniz.” sözlerinin sahibi Dr. Sócrates 19 Şubat 1954 tarihinde doğduğu ülke Brezilya’da neredeyse en önemli simgelerden biri.

Babasının felsefeye ilgisi ve bir kütüphanede kitaplarla içiçe çalışan bir emekçi olması bu adı almasında bir etken olsa gerek. Kaldı ki öteki erkek kardeşlerinin de adları Antik Yunan’dan geliyor: “Sophocles” ve “Sosthenes”

Sokrates; yaşama soldan bakan; tıp ve felsefe eğitimi almış, bu yönüyle öteki tüm oyunculardan önde bir sporcuydu. Futbola 1974 yılında ülkesi Botafogo’da başlamış, sonra Corinthians’ta oradan iki yıl Fiorentina’da ve yeniden memleketi Brezilya’da Flamengo, Santos gibi kulüplerde ve en son da ilk kulübü Botafogo’da da oynayıp futbolu bırakmıştı.

Evet, Sócrates aynı zamanda bir tıp doktoruydu. “Faculdade de Medicina de Ribeirão Preto” gibi ülkesinin ciddi bir okulunu bitirmiş; futbolu bıraktıktan sonra, ülkesindeki yoksul kesimlere hiçbir ücret almadan doktorluk yapmıştı. Bu yönü bize büyük devrimci Che Guevara’yı anımsatıyor.

Sócrates, tıp yanında felsefe üzerine doktora yapmış bir felsefe doktoruydu aynı zamanda. Tıpkı Antik çağdaki düşünür Socrates’ın günümüzdeki ete kemiğe bürünmüş bir haliydi:

“Ben futbol oynarken aynı zamanda tıp da okuyordum. Herkesten daha çok yenilikçi olmak zorundaydım. Eğer tıp okumamış olsaydım, yetenekleri daha sınırlı bir oyuncu olurdum.”

Bu önemli oyuncu Sócrates’in yayımlanmamış günlüğü, gazete ve dergilerdeki söyleşilerini kitaplaştıran Andrew Downie adlı yazarın hazırladığı ve Türkçeye de çevrilmiş “Doktor Sócrates: Futbolcu, Filozof, Efsane” adlı yapıtın her sporseverce okunması gerektiğini düşünüyorum.

Gerçekten de Dr. Sócrates öteki oyunculardan ayrı bir kişilik, çok zeki, bilgili, eğitimli ve herkese karşı saygılıydı.

Oynadığı süre içinde parayı değil, halkı için, insanlık için oynamayı erdem saymış, futbolunu herkes için oynamıştır. Onun futbola bakış açısı şu sözlerinde saklıdır:

“Futbol sahasında güzellik, zaferlerden daha önemlidir.”

Siyaset ve toplumsal yaşamda da onun kadar öne çıkan bir futbolcu hiç olmamıştır. Bizdeki Galatasaraylı rahmetli Metin Kurt gibi o da emekçiden emekten yana, insanın insanca ve eşit yaşaması için çalışan bir düşünceyle yoğrulmuştu.

Sócrates felsefe, ekonomi, siyasetle de yakından ilgiliydi. Ömrü boyunca, birçok gazete ve dergide bu konularda yazılar yazdı, öncülük etti.

“Corinthians Demokrasisi” adını verdiği projesiyle malzemecisinden başkanına herkesin eşit söz sahibi olduğu bir yönetim biçimi sunmuştu kulübüne. Brezilya’da ülke diktatörlükle yönetilirken Sócrates’in tavrı ise demokrasiden yanaydı.

Yine, 1982’de Sócrates’in öncülüğünde takımı, Brezilya’daki baskıcı yönetimin yıkılması dileğiyle genel seçimler öncesi, forma sırtlarında “Dia 15 Vote” yani “15’inde Seçime” yazılı formalarla sahaya çıkmışlardı. O yılın sonunda Corinhtians’la eyalet şampiyonasını kazandıklarında da formalarında bu kez şu yazı vardı: “Democracia”.

1984 yılında da formasının önünde yazılı “Hak Şimdi!” (Direta Já!) sloganıyla ülkede seçimlerin düzenlenmesi için başlatılan kampanyaya katılmaktan çekinmemişti.

Futbolu bıraktıktan sonra, Brezilya’nın en yoksul ve gelişmemiş bölgelerini dolaşıp doktorluk yaptı. Sahada ne ise gündelik yaşamda da aynısı oldu. Hiç değişmedi. Onu halkının gözünde eşsiz bir insan, bir simge yapan da bu kişiliğiydi.

Gazeteci Serhan Asker, “Efsane Değil İnsanım” kitabı için São Paulo’da 2012’de onunla yaptığı söyleşide, Che’ye olan hayranlığını sorunca, Sócrates’in “Asıl Che sizin Atatürk’ünüzdür” dediğini de anımsatmak isterim.

Bugün yeşil sahalarda, insancıl ve haktan, halktan yana tavır sergilemiş büyük bir addan, Dr. Sócrates’ten söz etmek istedik.

Onun farkını; kuşkusuz fiziği, zeki oyunu, sahadaki başarısı, sakalı, uzun saçları, attığı goller ve sürekli taktığı saç bandında değil düşünceleri, çabaları, insanlığa hizmetlerinde aramak gerekiyor.

Ülkemizde ve dünyada tüm futbolcuların da ahlakı, onuru, insanlığa hizmeti sahadaki başarılardan ve çıkarlarından daha önemli saymaları için onu örnek almalarını dilerim.

Bundan yaklaşık 10 yıl önce 4 Aralık 2011 tarihinde yitirdiğimiz Sócrates’i saygıyla anıyorum.

Cem BAYINDIR

Yorum bırakın