Bu hafta sizlere, ilçemizden, Malatya iline, Arapkir, Ağın ve Eğin (Kemaliye) ilçelerine doğru gidilen yolun 10. kilometresinde ve kuzey kısmında bulunan Denizli Köyündeki tarihsel yapıdan söz edeceğim.
Köyün dereye yakın kısmında ve dere içine doğru olarak yapılan hanın çevresi ev ve bahçe duvarları ile kaplı olduğu için yoldan görünmemekte.
Yazıtı olmadığından IV. Murat’ın Bağdat Seferi döneminde yapılmış bir Osmanlı yapısı olduğu söylense de bu gerçek değildir.
Yapı üzerindeki birçok bulgu ve simgeye göre Selçuklu döneminden kaldığı açık olan han, nedendir bilinmez tüm tarihsel değerlerimiz gibi yazgısına ve yalnızlığa bırakılmıştır.
Denizli köyü Vakıf Han, han biçimli kışlık avlusu, giriş kapısı ve birçok özelliğiyle estetik ve görsellik kokar. Ancak önüne yapılan evler bu dokuyu bozmuştur.
Tümüyle duvar ve tonozu kesme taştan yapılan giriş yüksek bir eyvan biçimindedir.
Üzeri tonozla örtülü, eyvanlı portalı ve bu eyvana açılan iki oda görülür.
Birinin mescit olduğu sanılan, içyapıda karşılıklı 3×5 metre karelik iki oda ve her iki odanın birer taş çerçeveli kapısı vardır.
Duvarları kesme taş; tonozlar, kırma taştan yapılan odalar penceresizdir.
Yapının yanlarına düşen bölümlerin kalın duvarlarında açılmış ve tekparça taşlarla yapılan kapı çerçeveleri ve geniş ve yüksek giriş kapısı ilgi çekicidir.
2×3 metre boyutunda olan nizamiye kapısının taş eşiği yaklaşık 50 cm. yüksekliğinde ve kapının altını boydan boya kaplayan beyaz bir taştır.
Kapı çerçeveleri de köşeli taşlardan yapılmıştır. Hanın bir bölümü işlemeli taş bir zeminden oluşmaktadır.
Kapı kemerinin üzerinde taştan yapılmış iki kartal başı bulunur. Ayrıca portalin tonoza yakın bölümlerinde üç kadın figürü kalıntısı bulunmaktadır.
Tabanı yerli taş olan 6 m. yükseklikte olan hanın içi, yaklaşık 25×15 m2 boyutundadır.
Yaklaşık 6 m. genişliğinde olan orta sahnın karşı duvarında tabana yaklaşık 1 m. yüksekliği olan ilginç bir pencere bulunur.
Duvar tabanına oturan kısmı açık olan pencere beyaz ve kalın taştan yapılmış bir boru şeklindedir.
Yüksek olan bu orta bölümün yanlarla bağlantısını alçak ve küçük kemerler sağlar.
İç sıra iki sıra parçalarla üç nefe ayrılmıştır.
Han kapısının sağ ve solundaki ilk kemer, büyük ve yüksek olduğu için buranın yolcu girişi olarak kullanıldığı anlaşılır.
Sağlam kesme taşlardan yapılı sütun ve kemerler görkemli biçimde ayaktadır.
Beşik tonozlu orta bölümün tavanına 15-20 cm. çıkmalı kesme taşlardan yapılan büyük bir kemer yerleştirilmiştir.
Bu kemerin ikiye böldüğü tavanda açılan iki baca bulunur.
Beşik tonozlu yan bölümler orta bölüme göre alçaktır. Bu nedenle dıştan bakıldığında damı çatı biçiminde görünür.
Kuzeybatıya düşen tonozun iki ucunun tavan kısmında da açılma olmuştur.
Boydan boya uzanan beşik tonozları, kesme taşlardan yapılan üç kemer yanından bölünür. Bu iç bölgenin kapıya göre karşı duvarının en üst kısmında birer pencere bulunur.
Havalandırma ve dış tehlikelere karşı koruma görevi yapan bu pencerelerin de çerçevesi yıkık dış bölümün kapı bölgesi ise sağlamdır.
Dere yanındaki duvarı ise bir kale duvarı gibidir. Bu kalın duvarın orta kısmı oyulmuş, tabanının dış yandaki kesme taşlar da evlerin duvarlarında kullanılmak üzere sökülmüştür.
Yapının arka duvarı bir çevirme içine alınarak bahçe yapılmış ve duvarın da kesme taşlan alınmış olduğu için duvar özgünlüğünü yitirmiştir.
Yapı, ilkel biçimde ve kötü işçiliklerle, özgün biçimine uyumsuz onarımlar görmüştür.
Yapıda duvarın yaklaşık 2 metre yukarısında iki yazılı taş yer alır. Aralıklı ve biri ters olarak konan yazılı taşlar bir olasılık Osmanlıcadan çok başka bir dili andırmaktadır.
Okunamayacak biçimde olan yazının içeriği ve kime özgü olduğunu anlamak güçtür.
Hanın dağa bakan üst duvarı toprağa gömülüdür. Damın toprakla dolması ve ot kaplaması nedeniyle üstten tonozlar ve baca deliklerinin dışında damın yapısı bile ayırt edilemez.
Hanın yan saçak taşları, tek parça biçiminde dama konan taş saçaklar, sökülerek yerinden çıkarılmıştır.
Denizli, ilçemiz kültüre, tarihe önem veren köylerindendir.
Bu büyük tarihsel yapıtın bakımı, onarımı için köy halkının duyarlılık göstermesini ve bu eşsiz sanat yapıtının varlığını sürdürmesi için seslerini duyurmalarını diliyoruz.
Cem BAYINDIR
Nisan 2006

Kaynaklar:
Tamiri Gerekli Han, (Ahmet Bayındır)
Osmanlı Şehirleri (Pars Tuğlacı) ve Harput’ta Tarihi Eserler (Lütfi Parlak)
Yorum bırakın