11 Temmuz 2017’de
Üvercinka dergisi için yazmıştım, rahmet ve saygıyla anıyorum:
BEDRETTİN CÖMERT (1940-1978) ÜZERİNE
“Bilim yumuşak bir döşekse / Bedrettin ayakta.. / Halk birikir cellât ölür / Zulüm bir başına kalır / İp çürür, kurşun çözülür / Bedrettin yaşamakta.”
(Gülten Akın)
“Eleştirmenlikle bakkallık arasında hiçbir benzerlik yoktur.
Yetenek ve bilinç işidir sanat, rastlantı değil.” (Bedrettin Cömert)
“Sanatçı fetvacısız yetişince, oyunsuz ve dalaveresiz bir biçimde kitleye yayılınca, daha çok sanatçıdır, daha kendisidir, daha yalın ve özgündür.” (Bedrettin Cömert)
Bundan birkaç yıl önce video kanalı Youtube üzerinden bir şeylere bakarken İtalyanca konuşan bir genç gördüm, tümcelerinin içinde tek tük Türkçe sözcükler ve “Bedrettin” adı geçiyordu. 10 dakika süreli videoyu baştan sona izlediğimde ben yaşlardaki bu kişinin Kemal Comert yani, Bedrettin Cömert’in küçük oğlu olduğunu anladım.
1978 yılının 11 Temmuzunda düşünür, dilbilimci, sanat tarihçisi, eleştirmen, akademisyen, şair, dil ustası Mustafa Bedrettin Cömert, İtalyan eşi ile birlikte arabasında kalleşçe kurşun yağmuruna tutulmuş, sanatçı…
View original post 2.212 kelime daha

Yorum bırakın