ELAZIĞ’DAKİ 1500 YILLIK HULVENK KİLİSESİ

57104176_10158319197703812_725492883364249600_n

ŞAHİNKAYA SURP KEVORK MANASTIRI

Dün, Fransa’nın başkenti Paris’te, tam 700 yıllık (1163’te yapımına başlanıp 1345 yılında bitirilen) Notre Dame Katedrali’nin yangınla kül oluşu duyarlı, insansal vasıflar taşıyan herkesi üzmüştür.

Gerçekten de bu yapıtlar bir dine, bir topluma değil insanlığa, herkese, tüm dünyaya ait miraslardır ve o bilinçle herkesçe sahiplenilmesi gerekir.

Aynı gün Elazığ ili Şahinkaya köyü sınırları içinde ve kent merkezine yalnızca 5 km uzakta bulunan “Khule Venk Manastırı”nın define arayıcılarının kaçak kazıları sonucu kubbesinin çöktüğünü ve büyük yıkıma uğradığını öğrendik.

Bu manastır, dünya yazınına, önemli tarihsel belgelere girmiş ve kimilerine göre 6. yy’dan kalmış olup, Efesli Ioannes’ın yazdığı “Doğulu Azizlerin Yaşamı” adlı kitapta da “Hula” diye söz ettiği çok önemli bir dinsel merkezdir.

1300’lü yıllarda da bu manastırdan bolca söz eden kaynaklar vardır.

1895’ten sonra, Garabet Gülbekyan’ın çabası ve “Union” Derneği’nin yardımıyla manastır yetimhane olarak kullanılmış ve 20. yüzyılın ilk yarısı boyunca bu alan, meyve bahçeleri ile birlikte hep iyi biçimde korunmuştur

6,30 m. x 18,10 m. büyüklüğündeki kilise haç planlı kubbeli, bazilika formunda, yüksek kasnaklı kubbeli ana kilise yapısı, sonradan eklenen jamadun ve mezar odası bölümlerinden oluşmaktadır.

Surp Kevork’un mozolesinin bulunduğu mezar odası bugün tümüyle yıkık durumdadır.

Neredeyse 1500 yıllık bir geçmişi olan kilise, geçirdiği onarımlarla ilk günkü planına uygun biçimi bozulmadan günümüze ulaşabilmişse de, duvarlarında, çatısında doğal ve fiziksel yıkımlar sonucu büyük aşınmalara, bozulmalara uğramıştır.

Taşıyıcı kolonlardan biri tamamen kırılmış, kiriş kemer bağlantısı dayanaksız kaldığından yapının hareket etmesine neden olmuş, böylece tavan ve tonozlarda önemli çatlaklar oluşturmuş, aynı biçimde, yapının güney duvarı her iki yanda düşey yönde ayrılmıştır.

Çatı örtüsü tamamen yok olmuş, zaman içinde üzeri toprak tabakası ve otlarla dolmuştur.

İç bölümde insan eliyle açılmış olan çukurlar yapının bugün – ne yazık ki- çökmesine neden olmuştur.

Yıllardır insan tahribatına açık ve korumasız kalmasına karşın, bu durumda bile kurtarılabilecek bir değer olan kilise özgün özelliklerini yitirmemiş, anıtsal özelliğiyle algılanabilir bir anıt-yapıttır.

Eski Harput’un, Harputluların bize emanet ettiği büyük bir değer olan manastır ve çevresi arkeolojik alan olarak çevrelenmeli ve büyük önemi gereği hiç beklenmeksizin çalışmalara bir an önce başlanılmalıdır.

Ancak yapının strüktürel kırılganlığı göz önünde bulundurularak, daha fazla hasar görmemesi için uzman ve yetkin ellerle dikkatli onarımlar görmesi gerekir.

Harput ve Elazığ yüzyıllarca tüm inanç, mezhep ve ulusların, bir arada yaşadığı, hoşgörünün en yüksek düzeyde yaşandığı bir yöre olup, onlardan kalan her kalıntı bize büyük bir kültür mirasıdır.

Bu denli önemli bir mirasın korunması ve yenilemesi için ne yazık ki yetkililer hiçbir girişimde bulunmadılar ve yıkımı adeta izlediler…

Kilise yakınında bulunan ve Hamasdeğ’in “Güvercinim Harput’ta Kaldı” kitabının kapak fotoğrafı olan haçkarlar (Ermenice “haç” ve “taş” sözcüklerinin birleşimi) yani mezar taşları artık fotoğraflarda kaldı.

İki yıl önce tanıştığım tarihçi Mustafa Balaban bundan on yıl önce, manastırın içinde rahatlıkla gezilebildiğini, fresklerin bile durduğunu ama günümüzde define arayanların kilisenin içinde çok ciddi tahribatlar yaptıklarını sonunda bugün de kubbesinin çöktüğünü anlatıyor

Bu tarihsel yapının çevresinde arkeolojik niteliği bulunan önemli kalıntılar bulunduğundan kısa zamanda buranın koruma altına alınması, sonrasında yenileme ve aslına uygun olarak onarım aşamasına geçilmelidir.

Bu yapıtlar bu toprakların çeşitliliği, tarihi, kültürü, yaşam kaynağı, varlık nedenleridir. Hangi dine, mezhebe, inanca bağlı kişilerin ibadet yeri olduğuna bakmadan, sanki bizim bir camimizmiş gibi korumamız insanlık ve inancımız gereğidir.

Yoksa emin olun, kaybeden yine biz yani insanlık ve insanlık tarihi olacak.

Cem Bayindir
16 Nisan 2019

Yorum bırakın