TEMMUZ DEĞİNMELERİ:
-İnsanlıkta, din hakkındaki bilgi ve anlayış, her türlü hurafelerden sıyrılarak gerçek bilim ve tekniğin ışıklarıyla arınmış ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine, her yerde tesadüf olunacaktır-
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1927 (Nutuk)
Ben de siyasetçiler gibi dinsel söylemli bir girişle yazıma başlayayım. Belki ileride siyasete atılırsam yararı olur. Geçen hafta cuma namazına gitmiştim, vaaz veren hoca, örtünmenin (tesettür) dinin en önemli unsurlarından olduğunu, 7 yaşından başlayarak kızlarımıza bunu öğretmemiz ve 15 yaşına gelince de örtünmelerini sağlamamız gerektiğini anlatıp durdu.
Bu hafta da cuma namazına giden arkadaşlarımdan duyduğuma göre, son vaaz da mevcut siyasal güce yani siyasete ilişkinmiş. Bu siyaset içeren mesajlar yüzünden camiye gitmeyi kesen tüm insanların günahı vebali bu tür vaaz veren hocalara olsun.
Neyse, yine bugünkü gazetelerde gördüm, haftaya 90.000 camide aynı anda selâ verilecekmiş.
Bu durum dünyadaki bizim dışımızda, halkı Müslüman olan ülkelerin içler acısı durumunu hiç anlamadığımızı gösterir. Çünkü bizi onlardan ayıran en temel değer laiklikti.
Mevcut Anayasamızda -duruyorsa- bazı maddeleri anımsıyorum:
“Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı…”
“Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”
Dünyadaki 57 ülkeden yalnızca Türkiye ayrı bir demokrasi modeline sahip. Koca Ortadoğu’da seçimlerin yasal ve usulüne uygun yapıldığı (YSK’ya bu lütfu bize son halk oylamasında da bahşettiği için teşekkür ediyorum) ve hükumetlerin seçimle değişebildiği Müslüman nüfusa sahip yalnızca bir ülke var: Türkiye.
Ortadoğu insanı çoğunluk, demokrasiyi, Batı’dan yayılan kötülüğün parçası, sömürgecilik, kültürel bir etki, bir şeytan işi olarak görür, onlara göre, çağdaşlaşma da din dışı olup, bir ahlaksızlık, ruhlarımızı baştan çıkarmadır ve öteki dinlerin, kadınlara, gençlere, çocuklara, aileye kısaca dine bir saldırısıdır.
Yine onlara göre, tüm sorunların nedeni, kafirler ve onların yerli taklitçileri olup, tek çözüm de Batıya karşı savaşımı sürdürmek ve dinsel yönetime ve geleneklere dönüştür.
Bunun yanında bu 57 ülkenin hiçbirinde dinsel bir birlikten, dayanışmadan söz edilmez, bu ülkeler birbirleriyle de dinsel, mezhepsel, ekonomik, siyasal nedenli savaşımlar içindedirler.
Bizde de 1950 sonrası hız kazanan din siyaset ilişkisi bugün artık iç içe bir niteliğe bürünmüştür. 1980 darbesinden hiç zarar görmeyen dinsel siyasetin içindekiler son 37 yıldan en karlı çıkanlar oldular ve bugün de seçeneksiz olarak yönetimdeler.
Savlarından -2023, 2071 gibi uzak tarihler söylenip durduğuna- anladığıma göre iktidarları sonsuza dek sürecek…
Siyasal güç dinsel öğelerle doldurarak, yaratttığı sanal bir dünyayı gerçek gibi sunuyor, bu sanal gerçeklik ile asıl gerçeklerin üstü rahatlıkla örtülüyor. Özellikle artık bizde seçimler “Bize oy verin, biz ötekilerden daha dindar, daha milliyetçiyiz” yarışması biçiminde geçiyor.
Aslında, Türkiye’de tüm dönemlerde ülkeyi yönetenlerin güce tutunduğunu, güçle ülkeyi yönettiğini biliyoruz. Bugün de devletin tüm olanaklarını elinde tutanlar siyasal savaşımda hep aynı konumda kalmak, asla gücünü yitirmemek üzere bunu kullandıklarından itiraz edenlere hemen dinsel ve milliyetçi suçlamalar yöneltmekte sorun görmüyorlar. (vatan hainliği, gaflet, fitne, dinsizlik vb.)
Demokrasi ilkelerine ve parlamenter sisteme aykırı bir yola girmiş olan ve ülkeyi olağanüstü hal düzeni dışında yönetme olanağı kalmayan siyasal güç, muhalefet güçsüz kaldığı sürece bu siyasal anlayış ile – ülkenin zararına da olsa- oy toplamayı sürdüreceğinden emin.
Ancak, tarih ve bugünkü Ortadoğu gösteriyor ki dini siyasete karıştıranlar kısa zaman dilimlerinde başarılı görünseler de uzun zamanda toplumsal tümlüğümüzde, birliğimizde, ortak değerlerimizde, hatta dinde kapanması olanaksız zararlar oluşmasına neden olurlar. Ortadoğu’nun bugünkü sorunlarının ve İslam dünyasının çıkmazda olmasının en büyük nedeni de budur.
Umarım din adamları ve siyasetçiler, Türkiye’nin kıymetini anlamakta gecikmezler…
Saygılarımla.
CEM BAYINDIR
07.07.2017
Yorum bırakın