-Cevri nâ-sâzı felekden çekdiğim Mevlâ bilir
Gerçi biz ikbâl ile âlemde meşhûrlardanız-
(Yusuf Ziya Paşa)
Bilginliği, devlet adamlığı, becerikliliği, zekiliği ve güçlü şairliği ile bilinen Sadrazam Yusuf Ziya Paşa, uzun yıllar yaşadığı Keban için güzel şiirler yazmış ve bir cami yaptırmıştır.
Hem iki kez sadrazamlık hem de Keban’da Maden Eminliği yapan, Mısır’da ünlü Napolyon Bonapart’ı yenen Yusuf Ziya Paşa’nın 1794’da yaptırdığı ve 1837 yılı kayıtlarına göre, dev kütüphanesi, dükkanları, tarlaları, hanları yüzlerce taşınmazı varken, şimdilerde çevresi yapılarla sarılmış saçma yenilemelerle aslı bozulmuş -yine de iyi kötü bugüne kalan tek yapı- büyük kültürel kalıt (miras) Yusuf Ziya Paşa Camisi bugünlerde çok yetkin kişilerce(!) aslına uygun yenilenecekmiş. (restorasyon çalışması yapılacakmış)
Aslında camii bir yapı topluluğu olup, (camii, medrese, kütüphane ve şadırvan) toplam olarak 1250 metrekarelik bir alan üzerine kuruluyken şimdi yalnızca cami bölümü ayaktadır. Öteki bölümler günümüze yetişmemiştir. En son çeşmesinin parçalanarak akılsız kafalarca içinde define arandığını görmüştük.
Vakıflar Genel Müdürlüğünce 1965 ve 1966 yıllarında yenilenmiş (restore edilmiş) ve geçtiğimiz günlerde de kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bir biçimde duvarları badana ile boyanmış ve yapı aslı korkunç biçimde bozulmuştur.
Çok değerli el yazması kitapları, aşağıda fotoğrafını verdiğim değer biçilemez duvar halısı da baraj yapımı döneminde yağmalanmış caminin bugün çok özenle korunması gerekmektedir.
Aşağıda caminin en çok gelir getiren taşınmazlar ve gelir bedellerini de bilgi amaçlı veriyorum. En büyük gelirlerinin sağlandığı köylerin Adaf ve Mişelli olması da güzel bir tarihsel anı.
9 Temmuz 1808 tarihli kayıtta Yusuf Ziya Paşa’nın, Aşağı ve Yukarı Mişelli (Mişelli-i Ulyâ ve Mişelli-i Suflâ) köylerinde içlerinde ambar, samanlık, çiftçi odaları, havuzu, üzüm bağları, harman yerleri, meşelik, kavaklık, söğütlükleri ile yirmi dokuz sulu ve kırk beş adet susuz tarlası bulunan iki adet çiftliği camiye akar olarak bıraktığı anlaşılmaktadır.
(Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Topkapı Saray Müzesi Defteri)
Keban’a yenileme yapacak zihniyetin başarısını(!) göstermek açısından aşağıda Harput kalesinin son görüntüsü de var. Üç bin yıllık kaleyi şömine tuğlasıyla yenileyenler sol altta da hiç utanmadan “Üç bin yıllık kalenin duvarlarına yazı yazmayın” diye uyarı yapmışlar.
Ben de buradan estetik, sanat-tarih bilinci olmayan ve yetkinlikten pay alamamış ve ülkenin tüm değerlerine her gün onlarca zarar veren tüm yetkilileri/görevlileri, Yusuf Ziya Paşa Camisinin doğu kapısının tam üstünde -hoyrat ellerce üzeri badana ile boyanmış, görünümüne zarar verilmiş- bir kutsal sözle uyarmak isterim:
“Ve accelu bi-t-evbeti kabb-el-mevt” -1212
(Ölüp gitmeden tövbede çabuk olun) -1798
CEM BAYINDIR
01 TEMMUZ 2017
Yorum bırakın