“Alçaklara kar yağıyor üşümedin mi
Sen bu işin sonunu hiç düşünmedin mi”
(Halimem, Bolu Türküsü, Muzaffer Sarısözen)
Vekil tutuklanmaları ve birtakım ağlamalar, feryatlar sonrasında, aklıma 15.04.2016 tarihindeki uyarıcı hukuksal değerlendirmem geldi.
O tarihlerde bu yasa çıkarken sessiz kalan Ana Muhalefetin neden seçmenine umut vermediğini, 50 yıldır başarılı olamadığını ve başarılı olamayacağını daha kolay anlıyoruz:
“DOKUNULMAZLIKLAR ÜZERİNE
2002 yılından bu yana Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran siyasal güçle ilgili yüzlerce fezleke varken bunların hiçbiri ile ilgili hiç işlem yapılmadı. Hatta sayfa sayfa tapelerini okuduğumuz, milyar dolarlık savlarla suçlanan dört bakanın bile yargı önüne çıkarılması engellendi.
Şimdi siyasal gücün Anayasa Değişikliği Yasa Önerisi’ni destekleyen muhalefeti gördükçe, muhalefetin neden hep başarısız, siyasal gücün de neden hep başarılı olduğunu anlamak güç olmuyor.
Anayasaya bir geçici madde eklenmesi için Meclis Başkanlığı’na verilen yasa önerisine göre Başbakanlığa gönderilmiş ve yasa önerisi yürürlüğe girinceye kadar gönderilecek soruşturma dosyalarıyla ilgili milletvekillerinin dokunulmazlıkları, bu yasa yürürlüğe girdiği tarihte kalkmış olacak.
İşin özeti şu: Çözüm süreci gibi belirsiz ve yanlış adımlarla ülkenin çıkmaza girmesiyle, 7 Haziran seçimlerinden bu yana, siyasal gücün “milliyetçilik” ilkesine birdenbire sarılma, bizden çok daha fazla yurtsever, daha çok milliyetçi kesilme ve anayasa değişikliği istemi…
Sanıyorum bugün 100’den çok milletvekilinin dokunulmazlık dosyası var. Bugüne dek, bu konuda hiç adım atmayan siyasal gücün birdenbire bu tercihinin muhalefeti hangi kalıba sokacağı bellidir.
Siyasal gücün daha düne dek kuşkuyla yaklaştığı, darbeyle suçladığı “adalet”e birdenbire olağanüstü güven duymasını demokrasi ve hukuk sistemimizin gelişimi gibi değerlendirmek isterdik.
Ama bence, bu değişiklik, çağdaş demokrasinin sonlanması ve siyasal gücün tüm siyasete egemen olması ve muhalefetin başında “Demoklesin kılıcı” gibi keyfi bir denetim gücü doğmasına neden olacaktır.
İster normal yurttaş, ister milletvekili ister bakan olsun, yasada tanımı yapılmış olan “terör” suçuna bulaşmış, destek olmuş kişilerin yargılanması gerektiği kuşkusuzdur.
Eğer “yasama görevi bitinceye dek tutuklama ve kesin hükmün süre bitince uygulanması biçiminde bir yargılama yolu” açılacaksa buna herkesin destek olması olağandır.
Ama, tutuklama, ve hükmün yasama görevi sürerken uygulanması yolunun açılması salt bir partiye değil, bugün bu değişikliğe olumlu bakan öteki iki muhalefet partisine karşı da bir hamledir.
Yukarıda söz ettiğim gibi, her kim olursa olsun, suç savı varsa milletvekillerinin de yargılamalarının yapılmasına izin verecek “yasaya ve hukuka uygun bir değişiklik” ile; yargı yolu tümden kapanmamış olacak, dokunulmazlıklar her partiye eşit uygulanacak ve yumuşatılmış olacak, yargı kararını vermiş olursa da, milletvekilliği süresi sonunda verilen “kesin hükmün” uygulanması olası olacaktır.
Sonuç olarak, bu yasa önerisinin hedefi %10 oy (altı milyon) alan partiden çok tüm muhalefet, yani MHP ve CHP kurumları ve seçmenleridir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün ve kahraman silah arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin, değerlerinin/varlığının içinde bulunduğu durumu yüce meclisimizin iyi okuması gerekir.
Saygılarımla…. “
CEM BAYINDIR 15.04.2016

Yorum bırakın