GÜNCEL DEĞİNMELER -Gözün vazifesi sadece “görmek” değil, hakikati görmektir.-
(Mevlevi Deyişi)
Facebook’un hatırlatmasına göre, geçen yıl bugün yine milletimize başsağlığı, teröre de lanet mesajı yazmışım.
Demek ki, geçen yıl bugünlerde de yine kanlı, alçakça bir saldırı olmuş. Şimdi de, memleketimiz Elazığ ve başka kentlerde canice bombalamalar oldu…
Yüce milletimizin başı sağolsun, ülkemiz hep var olsun…
Türkiye Cumhuriyeti yıllardır terörle mücadele ediyor. Gelinen noktada güvenlik güçlerimizin üstün kahramanlıklarına karşın, uluslararası karanlık güçlerin de arkasında olduğu bu terörist eylemleri, bu belayı savuşturamadığımız gibi, üstüne başka terörist yapılarla da uğraşmak zorunda kalıyoruz…
Terör ile yani, cana kıymak, adam öldürmek, alçakça saldırılarla sonuç almanın mümkün olmadığını teröristler ve arkasındaki yayılmacı (emperyalist) güçler de çok iyi biliyordur… Şimdi üzüntümüzü, kızgınlığımızı bir yana bırakmaya çalışıp, buradan, – özellikle iktidar seçmenine- aşağıdaki kavramlar üzerinden soralım :
Ortalama ayda bir, bir kenti kana bulayan eli kanlı katillere lanet ve beddua okumak dışında, çare bulan var mı? Çözüm süreci denilen içeriği belirsiz süreç ülkemize zarar verdi mi? Günde kaç şehit verdiğimizi doğru düzgün veren tv, gazete var mı, siz şehit sayılarımızı takip edebiliyor musunuz? Değiştirilmedik, kurcalanmadık kurum, daire, sistem kalmadı ve hâlâ ideal bir sistem arıyoruz. Deneme tahtası yapılmadık kurum varsa siz söyleyin…
Mülkün yani devletin temeli olan adalet ileri mi geriye mi gitti? Örneğin davalarınız erken bitiyor mu? Adalette işiniz olursa, eskiye göre ona daha çok güveniyor musunuz? Bürokraside, kurumlarda makamlara onu hak eden insanlar gelebiliyor mu? Liyakata önem veriliyor mu, bundan sonra verilecek gibi görünüyor mu? Ülkede, eğitim eskiye göre, daha mı ileride? Üniversiteler bilim yuvası mı? Örneğin çocuklarınıza ilkokuldan başlayıp yüksek öğretim sonuna dek daha iyi eğitim veriliyor mu? Öğretmenler şimdi mi kültürel anlamda dolu? Yoksa eskiden daha mı iyiydi?
Mısır, Suriye ile kavga edip yeniden barışmak, yine, İsrail, Rusya ile arayı açıp ardından sıcak ilişkiler kurmak, ABD ve Batı’ya, ülkemizi tehdit eden unsurları, kanıtları sunarak samimiyetsizliklerini yüzlerine “vurmamak” yanlış mı, doğru mu? Dünyanın en büyük ve yüksek donanımına sahip askeri güçlerinden olan kahraman ordumuz şimdi mi, yoksa 15 yıl önce mi daha güçlüydü?
Uçaklar, tanklar ile milletimize, yüce Meclise, başkentin ortasına kurşun, bomba atan, kurumlara, bürokrasiye sızmış, darbeye yeltenmiş eli kanlı, katil örgütler eskiden de var mıydı? Hangi parti döneminde bu sızmalar arttı?
Kentlerimiz, bölgelerimiz eskiden mi güvenliydi, şimdi mi? Sporda, bilimde, teknolojide, sanatta kayda değer bir başarı duydunuz mu? Yetiştirdiğimiz yeni sanatçı, yazar, sporcu, bilim adamı, tarihçi, gazeteci, şair adı bilen var mı?
En basiti: Ülke olarak can ve mal güvenliğimiz, huzurumuz, mutluluğumuz, eskiye göre nasıl?
Şunu bilmeliyiz ki, bir milletin iyi sağlık hizmetlerine, güzel, geniş karayollarına, viyadüklere, yüksek binalara, Toki evlerine, avmlere, dere HES projelerine, havaalanlarına, köprülere, kömür ve aşa ihtiyacı vardır ve bunların her biri medeniyet göstergesidir ama asli ihtiyaç değildir.
Milletimizin asıl ihtiyacı; herkesin ailesi, çocukları, kardeşleri, komşuları, dostları ile hep birlikte huzura, can ve mal güvenliğine, yüksek ahlaka, özgürlük ve bağımsızlık bilincine, bilgiye, akla, hoşgörüye sahip olmasıdır…
Açıkça söyleyelim, ülkede en başarısız giden ve halka umut vermeyen kurum siyasettir. Siyasetçiler dışında kimse umutlu ve huzurlu değildir…
Gelinen noktada, hamasetle, milli ve dini duygularımızı okşayarak, kabartarak sorunlarımızı çözemediğimiz açık. Binlerce yıllık devlet geleneği olan büyük ülke tüm gücünü, enerjisini, iç ve dış güvenliğine, bağımsızlığına, halkına hizmete, huzura, toplumsal mutabakata, ilk kuruluş ilkelerine, insan haklarına, hukuka, muasır medeniyet seviyesine dönmeye vermelidir…
Salt iktidarı suçlamak, sorumlu göstermek haksızlık olacağından, tüm siyasal partilerin bu sorunu yüce Meclisin çatısı altında çözmeleri zorunlu ve asli görevleridir. Aslında bana göre, mecliste bulunan tüm partilerde görevli kişilerin tümüyle siyasetten ve hayatımızdan çekilmeleri gerekir. Çünkü, seçmenine umut veremeyen, can ve mal güvenliğimizi sağlayamayacak, terörü hayatımızdan çıkaramayacak siyasi partinin varlığı gereksizdir…
Atatürk aynen şöyle der: “Hükümetlerin iki hedefi vardır. Biri milletin korunması, ikincisi milletin refahını temin etmek. Bu iki şeyi temin eden hükümet iyi, edemeyen fenadır.” (1923)
Son söz yine bir Mevlevi duasından olsun: “Vakt-i şerif hayrola, hayırlar fethola, şerler defola, bakîler selâmette kala”
Saygılarımla…. Cem BAYINDIR
18.08.2016 Antalya

Yorum bırakın