GÜNCEL DEĞİNMELER

GÜNCEL DEĞİNMELER

Merhaba

Gazetemiz 52. sayısını doldurdu ve bir yaşını tamamladı. Birçok eksiğe karşın yine de bu zaman sürecinde ayakta kalmayı başarabilmek, gazetenin sahibi, başyazarı, dağıtıcısı, yayın yönetmeni, imtiyaz sahibi Pirhasan Doğan’a şükranlarımızı sunmayı gerektiriyor.

Ben de haftalardır bir köşede Keban tarihi, geleneklerimiz, kültürümüz üzerine yazılar yazıyorum. Aslında güncel konulardan, güncel sorunlardan söz etmek de istemekle birlikte bana ayrılan köşe tarih ve resim köşesi özelliğine bürünmüş biçimde sürüyor.

Yapımı süren, baraj ile ilgili bugüne dek tek bir insan bile, bu gazetede yapılan haykırışlara yanıt vermedi, yalanlamadı, yakınmadı. Bir yetkili ya da bir Kebanlı çayın suyunun kesilme kuşkumuzu sormadı. Veysel Taş Ağabey’in kuşkularını taşıyarak, bu barajın ilçemize hiçbir yarar getirmeyeceğine eminim. Bu ana dek, kimseye, hatta ekonomiye bile bir yarar sağlamayan, tek bir Kebanlının iş gereksinmesini gidermeyen bu baraj, yol açtığı çevresel yıkım ve şirketin kamulaştırarak elimizden çıkacak taşınmazlar dışında -ne yazık ki- bize bir armağan vermeyecektir.

Keban Belediyesi’nin baraj alanı içinde kalacak taşınmazları için süren el koyma davalarının, belediyeyle, şirketin anlaşması ile şirketin davalardan el çekmesi ile sonuçlanmış olduğu şirket yetkililerince resmen açıklandı. Belediyemiz, barajı yapan şirkete, kamulaştırma alanı içinde kalacak olan ve tüm halkımızın ortak alanlarını şirkete hangi bedellerle hangi koşullarla sattığını ya da –eğer gerçekleşmemişse- satıp satmadığını tam olarak öğrenemedik. Bu konuda yetkililerden açıklama bekliyoruz. Ancak şunu söyleyeyim, hak ettiğinden az bir bedele satılması, hatta büyük bir bedelle bile olsa satılması Keban için büyük bir yıkım, yitim olacaktır. Buradan böyle bir yanlışa düşülmemesi gerektiğini anımsatmak isterim. Keban hiç kimsenin üzerinde dilediği gibi kullanma yetkisine sahip olduğu bir yer değildir. Yetkili ve saygın makamların bu durumu bizlerden daha iyi bildiklerine ve hakkımızı koruyacaklarına da hiç kuşkum yok.

Geçtiğimiz haftalarda gazetemizde yer alan “Keban’ın sulama suyu sorunu çözüldü”  başlıklı yazıyı okuduktan sonra bu Pazar, Kallar Mahallesinde bulunan bahçemizi gezdiğimde çok ağacın kuruduğuna, birçok bahçe sahibinin 20–30 günde bir sulama yapabildiğine, sulama suyunda hakkaniyetin sağlanamadığına tanık oldum. Büyük dedem Aloş’un ve Dedem Arif Bayındır’ın dağlardan sırtında taşıyarak getirdiği sularla suladığı, yetiştirdiği ağaçlar ve bahçemizin durumu -bir yakınımı yitirmiş gibi- üzülmeme neden oldu. Keban gibi, dünyanın en büyük ve önemli ırmaklarından Fırat’ın geçtiği, su gibi kutsal bir varlığın üç yanını çevrelediği bir ilçenin sular içinde yüzmesi gerekirken, çöle dönmesi bir düş kırıklığı yarattı.

Hiç birimizin Keban’ı sevmek, Keban’ı yaşatmak, Keban’ı özlemekten başka bir beklentisi olamaz. İnsanımıza yakışan, yaraşır olan budur. Bu nedenle kolaylıkla akıl ve yüreğimizle çözülecek sorunları büyütmeyelim. Yetkili makamlarımızın, bireyin ya da halkın bu tür sorunlarını elbirliğiyle ve kolayca çözülebilecek güçleri ve yetenekleri bulunmaktadır diye düşünüyoruz.

Resim bölümünde Nallı Ziyaret Tepesi’nin eski bir resmi var. Selam Ve Saygılar Sunarım….

Yorum bırakın