KEBAN’DA TARİHSEL YAPI KALINTILARI

TARİHSEL YAPILAR
Bu hafta, Keban ilçe merkezinin güney yanından eğimli bir yoldan inilerek gidilen ve Kallar Mahallesinde bulunan iki hamamdan söz etmek istiyorum. Biri Yusuf Ziya Paşa Külliyesi’nin 200 metre güney doğusunda, öteki ise 300 metre doğusunda bulunan bu iki tarihsel yapı da, kimlerden, ne zamandan, kaç yıllık olduğu bilinmeden yazgısına terk edilmiş bir biçimde zamana direnerek ayakta kalabilmiş durumda.  Belirttiğim gibi her iki hamamın adı, tarihsel bilgileri bilinmemekte ve her ikisi de yıkılmak üzeredir. Çarşıya yakın olan ve yakınında Mehmet Yıldız’a ait yıkıntı bir ev ve arsa bulunan ilk hamamın bölümleri kısaca soğukluğu ve sıcaklığı ahır ve çöplük olarak kullanılmakta ve şu anki görüntüsü yüreklerimizi burkacak durumdadır. Bu hamamın yeri üstteki yola göre üç metre kadar aşağıdadır. Üstü otlarla kaplı ve neredeyse bir bahçe görünümündedir. Yoldan geçenlerden ve çevrede yaşayanlardan kaynaklanan çöplerin, üsten yıkılmış ve delinmiş yapının sıcaklık kubbesinden içeri doğru doluşup birikmesi sonucu yapı içine girmek içyapıyı değerlendirmek olası değildir. Yapının iskeleti ayakta ise de büyük yıkıma uğramış, bugüne kadar kimseden ilgi görmemiştir. Çok geniş bir yapı olup kubbesinin, kasnaktan bir metreden yukarısı tümüyle yıkılmıştır.

Bu hamamın 100 metre kadar altında, Yusuf Ziya Paşa Külliyesine daha yakın, Keban deresinin Darboğaz bölümünün hemen üstünde bulunan ve Hadi Turan’a ait bahçe içindeki hamam ise daha küçük ama daha sağlam biçimde ayaktadır. Bu hamamın içindeki birçok taş ve parçalar sökülmüş, duvarlar oyulmuş, yapısal bozulmalara uğramış olsa da ötekine göre çok daha temiz olduğunu ve iyi korunduğunu söyleyebilirim.  Özellikle kubbesi sağlan ve ayaktadır. Bu yapıların, Roma, Selçuklu, Osmanlı yapı kültürlerinin birbirinin ardılları olması nedeniyle, kimlerden kaldığına yönelik ipucu elde edemedim. Ancak şunu söyleyebilirim ki, tüm dünyanın Türk hamamı diye bildiği bu hamam biçimi, birçok sanat ve tarih adamına göre aslında Anadolu’daki Roma ya da Bizans izleri olup, onların Türk kültürüne bırakıtıdır.  Ama elimizde somut kanıtlar olmadığından Keban’daki hamamlar Türk yapısı da olabilir diye düşünüyorum.

Yabancıların gözünde, Osmanlı ya da Türk denildiğinde ilk akla gelen sözcüklerden olan, kültürümüzde ayrı bir yer tutan Türk hamamları, dört yanı çevrilmiş duvarları ve kubbeli yapısıyla, salt temizlenilen bir yer değil, toplumsal yaşamın parçalarındandır. Belirttiğim gibi, Türk hamamlarının kökeni Roma hamamlarına dayanır. Romalılarda da hamamlar, yalnızca temizlenme yerleri değil, aynı zamanda masaj ve spor yapılan, söyleşiler yapılan yerlerdi. Roma Devrinde önemli bir yer tutan hamam kültürü Bizans Devri ortalarına dek etkisini sürdürmüş, daha sonra öteki Akdeniz ülkeleri ve Avrupa’da unutulmuş, Türklerle birlikte yeniden ve daha canlı olarak ortaya çıkmıştır. Anadolu’da özellikle Selçuklularda ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde sanatsal ve işlevsel değerleri yüksek çok sayıda hamam yapılmıştır.  Günlük yaşantımıza girmiş deyimlerden, “hamam parası”, “hamam gibi olmak”, “han hamam sahibi”  gibi yüzlercesi bu kültürün parçasıdır… Hamamda genelde içsel yapı dörde ayrılıyor: Soyunma, ılıklık, göbektaşının olduğu sıcaklık ve hamam ocağının bulunduğu külhan. Osmanlı hamamında altı adet temel mimarlık biçiminde söz edilmekle birlikte, en çok iki ya da üç biçim kullanılıyor.

Seftil Dağı’nın yamacına uygun olarak yerleştirilen iki yapının da giriş kapısı güney yandadır. Birbirine benzer özellikler gösterseler de, belirttiğim gibi yola yakın olan daha büyüktür. Büyük olanında, hamamcı odasından ara bir koridora geçilmektedir. Ilıklık gibi tasarlanan aralığın solunda çok geniş bir oda bulunur. Daha sonra soğukluk, sıcaklığa dönüştürülünce bu oda soyunma yeri olarak da kullanılmıştır. Bu aralıktan hamamın soğukluğuna girilir. Soğukluk her nasılsa sonradan sıcaklığa dönüştürüldüğü için duvar diplerinde yıkanma yerleri yapılmıştır. Giriş kısmı gibi burası da yalın ve sıvalıdır.  Yıkık ve kalıntıları ayakta olan bölümün alt yanı uçurum olduğundan duvarlarında yıkılma ve delinmeler olmuştur. Çok dar deliklerden balkıdığında içerisinin çok kirli ve çöp dolu olduğu görülür.

Her iki yapıda hiçbir sanatsal motif ya da sanat izi kalmamıştır. Birçok bölümü yıkılmış olduğu için tarihsel geçmişini ve sanatsal özelliklerini değerlendirmek ve incelemek çok güçtür. Her iki yapının kubbe kasnağındaki tuğlalardan anlaşıldığı üzere duvarlar kesme taşlardan, kubbe ve tonozlar ise tuğladan yapılmıştır.

Sizlere bu yapıların bugünkü durumunu gösterir birkaç resim sunmak istiyorum. Selam ve saygılar sunarım.

“KEBAN’DA TARİHSEL YAPI KALINTILARI” öğesine 2 yanıt

  1. Şeker Avatar
    Şeker

    Resimleri göremiyorum ayrı bir bölümde mi acaba

    Beğen

    1. cemoka23 Avatar

      Bu yazılar aslında, yerel bir yayından kopya edilmiş olduğundan yazı altlarında yer alan resimler olmayabiliyor.
      Saygılarımla…

      Beğen

Şeker için bir cevap yazın Cevabı iptal et