TOPRAKLARIMIZ

TOPRAKLARIMIZ

Kültürel ve tarihsel zenginliklerimiz kadar doğal zenginliklerimizin de azımsanmayacak büyüklükte olduğu, yaşadığımız yerin birçok kentten aşağı kalmadığının bilinciyle, bizlere sunulmuş bu cenneti korumamız gerekiyor. Sözgelimi Fırat Irmağı’nın on binlerce yıllık yaşamsal gücü, Seftil Dağı’nın gösterişli duruşu, mitolojik bir ad olan Seftil Dağı eteklerinden akan dere, mağaralar, bir kültür ocağı olan Nimirli, doğal ve görsel bir yapıttan ayırt edilmez Çırçır gibi doğal yerlerin, az olan düzlüklerin, bağ ve bahçelerin de bir biçimde korunması gerektiği kaçınılmaz. Büyük şirketlerin ellerindeki para gücünü kullanarak, parasal kaygılar ile kazanç uğruna buraları dilediğince kullanmasına, insanımızın topraklarının yok pahasına ellerinden alınmak istenmesine yüreğimiz razı olmuyor. Bu şirketlerin verecekleri; “oluşturacağı çevre kirlilikleri, su kaynaklarını yok etmesi, çevre ve dere ıslah planlarının olmaması, derede ve çevrede yaşayan canlıların soylarını tüketmesi” gibi bizden alacaklarının yanında hiç.

2000-2001 yılında gündeme ilk kez gelen Keban Barajına kardeş bir baraj yapılacağını duyduğumuzda, ilçede işsizlik sorunu çözülecek, ilçeye bir kımıldama getirecek diye günlerce sevinmiştik. O tarihlerde politik ve ekonomik nedenlerle geri bırakılan bu çalışma bugünlerde yine gündemde.

Elazığ’ın en verimli topraklarını, insanların geçmişlerini, doğdukları yerleri Keban baraj gölü altına kurban verdiğimiz günlerin üzerinden çok geçmedi. Şimdi de Keban deresi üzerinde bir enerji barajı olarak bir özel şirket yanından yapılması planlanan baraj için ilçe olarak sakınarak yaklaşmamız gerekir. Şöyle ki,  edinilen bilgilere göre, önerilen baraj alanı, Çırçır’dan Fırat’a kadar üç-beş km uzanıyor. Keban deresinin suyu Çırçır girişinde tutularak, Seftil Dağı içine döşenecek borulardan akıtılarak Fırat Irmağına dökülecek. Şu ana kadar Keban Deresinin sularının, çevre düzenlemesinin, kentin pis sularının bağlı olduğu atık suların ne biçimde akıtılacağının çözümü konusunda, Keban Belediyesi’nin ya da öteki resmi kuruluşların ya da barajı üstlenen şirketin hiçbir çalışmasını duymadım. Bu çevresel bir yıkım demektir. Yüzlerce tür kuşun, balığın yaşadığı, birçok kişinin evinin, bağ ve bahçesinin olduğu ve bu dere ve kıyıları için geç olmadan bir çözüm gerekiyor. Her yıl mayısın ilk haftası ilçemize gelen Sarı Sandal (Sarı Asma) kuşu gibi ülkede çok az yerde yaşayabilen göçmen kuşların da yerleşim yeri olan bu dere için ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor.

Eğer bu kuşkular giderilmezse, bugüne kadar değerini bilemediğimiz Elazığ ve Keban için bir cennete çevrilebilecek bu yerlerin baraj yapımı ile bu niteliğini yitirmeyle karşı karşıya olduğu ortada.

Keban’ın her karış toprağının tarihsel ve çevresel anlamda bizler ve insanlık için önemli olduğu, bu alanların ulusal park ilan edilebilir özellikler barındırdığını, baraj yapılacak alanın kamulaştırması ile çok az toprağı olan ilçenin tümüyle tarımdan ve yerleşme alanlarından yoksun bırakılacağının ve üstelik baraj yapımını üstlenen şirketin, parasal kaygılarla kamulaştırma bedelleri için taşınmaz sahiplerine düşük bedeller önerildiğine tanık oldum. .

Seftil Dağı’nın yapısı ve bu yapıya özgü maden ve mağara zenginliğinin, baraj yapımı ile yok olacağını unutmamalıyız. Bu alanlarda tüneller açmanın, dev iş makineleri çalıştırmanın ve patlayıcıların olağanüstü tehlikeli olabileceği de, özellikle bu dağlarda ve kayalık ortamlarda yaşayan yırtıcı kuşların ve sürüngenlerin yok olmaları ve hatta nesillerinin tükenmesi gibi bir takım geri dönüşü olası olmayan sorunların ortaya çıkacağını, bunun da biyolojik zenginliğini azaltacağını düşünüyorum.

Tarihsel, ekonomik, çevresel ve biyolojik yıkımlara yol açabilecek ve şu ana kadar işsiz yüzlerce Kebanlının beklentisi, işçi alımı konusunda da belirsizlik yaşanması nedeniyle salt parasal kaygı ve kar amacının ön planda olduğunu sezinleten bu baraj için beklentilerimizi sorgulamamız gerekli.  Bu baraj, bizim işsizlik sorunumuza çözüm ya da bize daha uygun ücretle enerji sağlamak için değil, daha çok kazanç sağlanmak için yapılan bir girişim.

Ülke için yapılan her ekonomik girişim, her ekonomik etkinlik desteklenmesi ve yanında yer alınması gereken işlerdir. Doğal olarak gelişmişliğin bir boyutunun da ekonomik gelişmeler ve ekonomik tam bağımsızlık olduğunu biliyoruz. Enerji de ülkemizin gelişmesi için çok önemli. Keban Barajının ve Etibank’ın işsizliğin çözümüne, bireysel ve genel ekonomiye büyük yararları da oldu. Ancak, bugüne kadar özverinin hep ilçemizden istendiği ve büyük beklentiler sonunda, yaşadığımız düş kırıklıkları nedeniyle, Keban’ın “verdikleri yeter” diyoruz. İlçemize, ülkemize yararı, ilçe halkına bir karşılığı olacaksa, özveri hep bizden istenmeyecek ve bedeli Keban’a kesilmeyecekse, kısaca, ilçemizin de alacağı şeyler olacaksa “evet” demeliyiz. Özellikle her duyarlı Kebanlı gibi, sayın belediye başkanının gerekli girişimleri yapmasını ve Keban’ın haklarını sonuna dek korumasını bekliyoruz.

Bu konuda sizlere de, Kebanlı bir yazar olan ve Suda Kurudu Kökler” adlı yapıtından çok etkilendiğim Sayın Mustafa Tuncel’in Keban Barajını anlattığı bu romanının okunmasını öneriyorum. Tarihte var oluşundan beri, hak etmesine rağmen umduğu hiçbir beklentisi, hiçbir düşü gerçekleşmeyen, ormanları yok olan, toprakları elden çıkan, mağaraları, madenleri kapatılan, kurumları elinden alınan, iş olanakları yok edilen, kültürden, eğitimden uzak bırakılan, tarihi ve doğallığı kırıp geçirilen, insanları dağılmış, göçmüş, yaşam boyu zarar ve bedel ödemek zorunda kalmış Keban’ımız için,  alınacaklar ile verilecekler hak ve adalete uygun olmalı diye düşünüyorum.

Bu hafta resim bölümümde,  onbinlerce yıldır görkemli varlığıyla, Keban’dan da geçip, yaklaşık 3000 km yol alan Fırat Irmağının geçtiği yerlerden olan Gaziantep çevresinde bulunmuş ve binlerce yıl önceki söylenceleri betimleyen mozaik resimlerinden üçünü sunmak istiyorum.
İlk resim, Zeugmalıların inanışlarına göre, Fırat Nehri’nin babası Okeanos ve annesi Tethis’i anlatıyor. Bu taban mozaiğinde Fırat Nehri (Euphrates)’nin anne ve babası resmedilmiştir. Euphrates’in babası Okeanos ve annesi Tethis’in büstleri yan yanadır. Babası sakallı ve pala bıyıklı olup, saçına çift ıstakoz bağlı, sağ omuzu üzerine dümen yaslıdır. Tethis’in başında ise bir çift kanat var. Aralarında ırmak canavarı yer alır. Üç köşesinde yunus balığı üstüne binmiş birbirine sırtı dönük yerleştirilen Eros betimleri bulunur. Üstte ise Pan balık tutmaktadır.

İkinci resimde, duvardan duvara mozaikle kaplı olan zengin Fırat Irmağı kıyısındaki Zeugma kentinin mozaik ustası, antik dönemin mitolojik konularının yani sıra, etrafına bolluk ve bereket saçan Fırat Irmağının kutsallaştırılmasını da işlemiştir. Böylece Fırat Nehri ile ilgili mozaiklere yansıtılan sevgi, kutsallık ve inançlar ile ilgili betimler iki bin yıl öncesinden Belkıs/Zeugma’da günümüze ulaşmıştır.

Üçüncü ve son resimdeki,  genç bir varlık, Fırat Nehri’ne su sağlayan bir çayı simgeler. Bu mozaik Gaziantep’te bulunmuş havuzlu koridorun taban mozaiğidir. (Fırat) Euphrates’in solunda dikdörtgen bir pano içinde resmedilmiştir. (Fırat) Euphrates’in sağında ise bir su perisi çimlerin üstüne sol dirseğini dayamış hafif yan yatmaktadır Dirseğinin altında pınar akmaktadır. Bu da Fırat’ı besleyen çaylara su sağlayan pınarları simgeliyor olmalıdır.

Selamlar ve saygılar sunuyorum.

e-posta:  bayindircem@hotmail.com

telefon  : 0424 2375686

Yorum bırakın